Ticaret Meslek Liseliler
Yıllık Plan Günlük Plan Yazılı Soruları Sunular Alanlar F Klavye Kurs İletişim

DOKÜMANLAR

dokumanlar YILLIK PLAN

dokumanlar GÜNLÜK PLAN

dokumanlar YAZILI SORULARI

dokumanlar SUNULAR

dokumanlar STAJ BELGELERİ

dokumanlar REHBERLİK

dokumanlar YÖNETMELİKLER

dokumanlar BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR

dokumanlar EĞİTSEL KULÜPLER

dokumanlar MODÜLLER

     ALANLAR

MUHASEBE 

noktaBÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK

PAZARLAMA VE PERAKENDECİLİK

noktaBİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ

noktaULAŞTIRMA

noktaELEKTRİK ELEKTRONİK

f klavye test

 

KİTAPLAR
    noktaMUHASEBE
    noktaBİLGİSAYAR
    noktaKPSS
    noktaMESLEKİ

WEB TASARIMI
    noktaWEB SİTESİ YAPIMI
    noktaWEBMASTER
    noktaSAYAÇ
    noktaHTML KODLARI

LİNKLER
   
noktaFAYDALI LİNKLER
   noktaDOST SİTELER
   noktaEĞİTİM SİTELERİ

EĞLENCE
    noktaSOHBET
    noktaMÜZİK
    noktaOYUN
    noktaVİDEO    
 

KURSLAR DERSHANELER

 

 

 
Zabıt Katipliği Sınavı İçin Çalışma Metinleri
Zabıt Katipliği Anasayfa

Orduda ve halk arasında  Mustafa Kemal adı tamamen yayılmıştır. O, her tarafta bozgunlar verdiğimiz, her taraftan çekildiğimiz korkunç harb yıllarında karanlık içinden yol gösteren bir yıldız gibi parıldıyordu. Bu şöhretini bile çekemeyenler,, o zamanlar çıkan resimli bir harb dergisinde, Mustafa Kemal’in basılmak üzere bulunan resmini çıkartmak emrini verdiler ve onun yerine, Alman generalinin resmini bastılar.Ne var ki, artık onun dehasına  karakter kuvvetine, yiğitliğine inanmayan da kalmamıştı.O, nişanlarını ve madalyalarını, ordu ve halk saygısını politika yollarından değil  , şerefli meslek ve ahlak başarılarıyla kazanıyordu.
 Savaş içindeki sefaletler ve cephelerdeki bozgunlar halkı ve aklı erenleri, iktidardan soğutmuş olduğundan , gönüller harb politikasının ve başta olan hükümetin muhalifi de olduğunu bildikleri Mustafa Kemal’e dönmüştü. Resmi edebiyat, elinden geldiği kadar, onu unutturmağa ve gölgede bırakmağa uğraşıyordu. Fakat o ölüm günlerinde, bu büyük askere görev vermekten de kimse kaçınamıyordu. Oysa ki o vazife aldıkça başarıyor ve yeniden parıldıyordu.

***

Atatürk yüksek zekalı bir insan olduğu için şartlar olgunlaşmadıkça fikirlerini ortaya atmaz; zamanı gelmemiş ise  ortaya atılmazdı. Yoksa, çoktan harcanıp gideceğine şüphe yoktu. Sabretmeyi, günü beklemeyi bilmiştir. Atatürk’ün ideali ne idi? Bu ikiye ayrılabilir. Memleketi ve milleti için idealleri tam manasıyla medeni bir Türkiye ve medeni bir Türk idi. Zaferleriyle ve inkılaplarıyla bunu sağlamıştır.
İnsanlık için ideali, harpsiz ve bütün milletlerin kardeşçe yaşayacakları bir dünyanın yaratılması idi. Yurtta barış  cihanda barış; onun sözüdür. O, bu sözünde  samimi isi. İlk dünya savaşından sonraki idareciler sivildirler. Fakat, mareşal üniforması giymişler ve ölünceye kadar da hazırlamışlardır. Atatürk ise asker ve mareşaldi. Zaferden sonra üniformasını çıkardı, sivil elbise giyindi.
Daima barış anlaşmaları ve barış tertipleri yaptı. Hatay gibi canını sıkan bir vatan meselesini bile barış yolu ile halletmek, Türk kanı döktürmemek için kendini yordu. Bu da, hastalığını ağırlaştıran bir sebep olmuştur.
Atatürk, esir milletlerin kurtuluşlarını her zaman desteklemişti. Bir sabah şafak söküyordu. Atatürk, şimdi doğacak güneşe bakın dedi. Ufukta günün ilk ışıkları belirmişti. Şimdi günün ağardığını nasıl görüyorsam; uzaktan, bütün şark milletlerinin uyanışlarını da öyle görüyorum, dedi. Atatürk, İstiklal Savaşını kazanarak, şark milletlerini  uyardı.

 

       
 

 

Her Hakkı Saklıdır © 2007-2010 www.ticaretmeslekliseliler.com Site Tasarımı Murat ATALAY.